Proje, “doğanın içinden gelen, doğa ile beraber olmaya davet eden” bir yaklaşımla hazırlanmıştır. Doğal ortamın varlığı ve şelale, tasarımın en önemli girdileridir. İnsan ölçeğinde, organik düzenlenmiş kütleler, doğal dokunun içine, üzerine ve arasına yayılmasına olanak tanır.
Çok amaçlı etkinlik meydanı, havuz, restoran, kafe, satış birimleri ve sahne; şelaleye bakan üst seviyede organize edilmiştir. Binalar arasındaki kot farkları ve teras çözümleri, şelalenin ve çevresinin farklı noktalardan izlenmesini sağlar. Esnek meydan; konser, gösteri, açık hava sineması, fuar ve sergilere uyum sağlamaktadır.
Yapılarda asılı tavanlar, yükseltilmiş döşeme sistemleri ve kolay değiştirilebilir mekanik altyapılar tercih edilmiştir. Ahşap ve ağaçlardan oluşan örgü, sıcak iklimden koruma sağlayan yarı-açık gölgeli alanlar yaratır. Tarihî köprüler ve sahil promenadıyla görsel-fonksiyonel bağ kurulmuştur.
The design embodies an approach coming from within nature, inviting us to be with nature, dissolving within it rather than appearing as mere architectural production. Human-scale masses with fragmented, organic layouts allow natural texture to permeate the spaces. Multi-purpose facilities including a hall, restaurant, café, retail units, and stage orient toward the waterfall across elevated terraces.
The flexible event square accommodates concerts, exhibitions, open-air cinema, and fairs while connecting to historical bridges and coastal promenades. Timber, modular, and sustainable structures with suspended ceilings and raised floor systems provide climate protection. Overhanging and recessed platforms at varying elevations create diverse viewing experiences and riverside connectivity.